Herşeye sıfırdan başlıyoruz..
Facebook | Twitter | Youtube | Google

Namaz Kılmayanların Mahrum Olduğu Nimetler

namaz kılmak
İslamiyet'in en büyük ve en gerekli ibadeti olan namaz, hiç kuşkusuz inanan ve bu uğurda hayatını sürdüren insanlar için Allah tarafından farz kılınmış bir ibadettir. Bu muhteşem ibadetin biz müslümanlara kazandırdığı nimetler yine hiç kuşkusuz Peygamber Efendimiz'in (sav) hadisleri ve kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bizzat Allah'ın mübarek kelamlarıyla açıkça dile getirilmiştir. 

Bu yazımızda, müslümanların Namaz'ı terketmesiyle ne gibi nimetlerden mahrum olacağını kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında ve birkaç alt başlıkta inceleyeceğiz.

1- Meleklerin onlar için bağışlanma dileklerinden mahrum olurlar:

Allah Resulü sallallahu aleyhi vesselem şöyle buyurur:

"… Eğer mü’min (camide) namaz kılarsa namazgâhında olduğu sürece melekler ona şöyle dua ederler: 'Allah'ım onu ba­ğışla! Allah'ım ona merhamet et!"(Buhari, Müslim)

2- Düzenli ve geniş bir konuttan mahrum kalırlar:

Allah Resulü sallallahu aleyhi vesselem şöyle buyurur: "Kim ca­miye gelir ve giderse her geliş ve gidiş için Allah ona cennette bir konak hazırlar."

3- Günahlarının bağışlanmasından mahrum olurlar:

Allah Resulü yanındakilere: "Beş vakit namazın misali, birinizin kapısının önünde akan, suyu bol ve tatlı bir nehre benzer. O kişi günde beş defa bu nehrin içine girip yıkansa, bu onun üzerinde bir kir bırakır mı? Ne dersiniz? Diye sordu… Yanındakiler: ''hayır bırakmaz'' dediler. Bunun üzerine Allah resulü sallallahu aleyhi vessellem:

"İşte beş vakit namaz da suyun kiri temizlediği gibi günahları götürür'' buyurdu.(Müslim.)

4- Kalbiniz mühürlenir: 

Ebû Hureyre (r.a.) ve İbn Ömer (r.a.), Allah Resulünü (s.a.v.) minberin üzerinde şöyle söylerken işittiklerini anlatıyorlar:"Bazı kimseler ya Cuma namazını terk etmeyi bırakırlar ya da Allah onların kalplerini mühürler de sonra gafillerden olurlar."(Müs.nesei)

Hz. Peygamberin sahabelerinden Ebü'l-Cad ed-Dumrî (r.a.) anlatıyor. Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu:"Kim önemsemeyerek ard arda üç cumayı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler."(Buh. Müs.)

Namaz kılmayan bir kimseyle konuşup onu namaza davet ettiğinde, sana:"Benim kalbim temiz, niyetim güzel; ameller niyetlere göredir vs."der. Oysa Allah Resulü (s.a.v.) namaz kılmamanın kalbi etkiledi-ğini ve hatta mühürlenmesine sebep olduğunu açıklamaktadır. 

Böylece namaz kılmayanların tartışıp ileri sürdükleri gerekçeler, bahaneler ve deliller geçersiz olmaktadır.

5- Kabir azabından kurtulamazlar: 

Resulullah sallallahu aleyhi vessellem, mü'min hakkında şöyle buyurmuştur;"-Ona güzel koku getirilir ve kabri gözünün alabildiği yere kadar genişletilir. Güzel yüzlü, güzel elbiseli ve güzel kokulu birisi ona gelerek; "Kolaylık, Allah'ın hoşnutluğu, içinde kalıcı nimetler olan cennet ve vaat olunduğun bu gün ile sevin der. Mü'min; Allah seni de hayır ile müjdelesin. Sen kimsin? Senin yüzün kendisin­den ancak hayır gelecek olan kimsenin yüzüdür."der. O da"Ben senin Salih amelinim. Senin hakkında ancak Allah'a itaatte hızlı olduğunu, ona isyanda ise geri kaldığını biliyorum. Allah sana hayırlı karşılık versin" der. Sonra da ona cennette bir kapı açılır.''

Namaz kılmayanların kayıpları hiç şüphesiz bunlarla sınırlı değildir.

Teravih Namazı Nedir, Faziletleri Nelerdir ?

teravih namazi
Teravih Namazı Nedir, Faziletleri Nelerdir ? Ramazan ayının gelmesiyle oruçlar tutulmaya başlandı ve ibadet kapılarının daha da açıldığı bu mübarek ayda insanlarımız ibadete yönelip hayatlarında yeni bir sayfa açmanın çabası içinde olmaya başladılar.

Ramazan ayında yapılan ve diğer aylarda yapılmayan ibadetlerden biri olan "Teravih Namazı Nedir?" ve "Teravih Namazının Faziletleri Nelerdir" sorularının cevabı şu şekildedir;

İlk olarak:

Teravih namazı nedir sorusu. Teravih namazı, alimlerin görüş birliğine vardığı bir sünnet ibadettir. Teravih namazı aynı zamanda gece namazından (kıyamdan) sayılmaktadır. Kur'an-ı Kerim ve sünnette bulunan, gece namazına teşvik ve fazîletinin beyanı hakkında bulunan deliller, Terâvih namazını da kapsar.

İkincisi: 

Ramazan kıyamı (yani Terâvih namazı), bu ayda kulun, onu vesile kılarak Allah Teâlâ'ya yakınlaşmaya çalıştığı en büyük ibâdetlerdendir. 

Değerli âlim Hâfız İbn-i Receb -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir: 

"Bilmelisin ki Ramazan ayında mü'minin nefsi için iki cihad bir araya gelir: Oruç tutmak sûretiyle gündüz cihadı, namaz kılmak sûretiyle de gece cihadı. Kim, bu iki cihadı bir arada bulundurursa, ecri hesapsız olarak verilir." 

Ramazan gecelerini namazla geçirmeye teşvik etmek ve fazîletini açıklamak hakkında bazı özel hadisler gelmiştir. 

Bu hadislerden bazıları şunlardır: 
"Kim, Allah'ın vâdettiği sevaba inanarak ve sevabını yalnızca Allah'tan umarak Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirirse, geçmiş (küçük) günahları bağışlanır."1

 İbn-i'l-Münzir, mağfiretin büyük ve küçük günahların hepsini kapsayacağını kesin bir dille söylemiştir.

 Fakat İmam Nevevî şöyle demiştir: 

"Fakihler nezdinde bilinen; bu mağfiretin, büyük günahların değil de sadece küçük günahlara âit olduğudur." Bazı âlimler ise şöyle demişlerdir:

"Küçük günahlara rastlamadıkça büyük günahlardan bazısı hafifletilebilir."2 

Üçüncüsü: 

Mü'minin, Ramazan'ın son on gününde ibâdet konusunda diğer günlerden daha çok gayretli olması gerekir. Çünkü Ramazan'ın son on gününde Allah Teâlâ'nın hakkında şöyle buyurduğu Kadir gecesi vardır: 

"Kadir gecesi (içerisinde Kadir gecesi olmayan) bin aydan daha hayırlıdır." 3 

 Nitekim Kadir gecesini namaz kılarak geçirmenin sevabı hakkında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu hadisi gelmiştir: 

"Kim, Allah'ın vâdettiği sevaba inanarak ve sevabını yalnızca Allah'tan umarak Kadir gecesini namaz kılarak geçirirse, geçmiş (küçük) günahları bağışlanır."4 

 Bunun içindir ki Rasûlullah (sav) Ramazan'ın son on gününde diğer günlerden daha fazla ibâdet ederdi. Nitekim Âişe'den -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazan'ın son on gününde diğer günlerden daha fazla ibâdet ederdi."5 

 Yine Âişe'den rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

"Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ramazan'ın son on günü girdiği zaman eteğini toplar (eşleriyle cimâ etmekten imtinâ eder), bütün ciddiyet ve heyecanıyla geceyi uykusuz geçirerek ibâdet ve taatle ihyâ eder ve ev halkını (gece namazı kılmaları için) uyandırırdı."6 

 İmam Nevevî hadisin şerhinde şöyle demiştir: "Bu hadis, Ramazan'ın son on gününde ibâdetleri arttırmanın ve gecelerini ibâdetlerle geçirmenin müstehap olduğuna delildir."

Dördüncüsü: 

Ramazan gecelerinde Terâvih namazını cemaatle edâ etmek ve imam namazı bitirinceye kadar mescitte onunla beraber kalmak gerekir. Zirâ namaz kılan kimse, gecenin az bir vaktinde namaz kılmış olsa bile, bu ameliyle gecenin tamamını namaz kılmış gibi sevap kazanır. Çünkü Allah Teâlâ, büyük lütuf ve ihsan sahibidir. 

İmam Nevevî şöyle demiştir: 

"Terâvih namazının müstehap olduğu konusunda âlimler ittifak etmişlerdir. Fakat Terâvih namazını evinde tek başına kılması mı, yoksa mescitte cemaatle kılması mı daha fazîletlidir? Konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir. 

İmam Şâfiî ile tüm ashâbı, Ebu Hanife, Ahmed, Mâlikî âlimlerin bazısı ile başka âlimler şöyle demişlerdir: 

"Ömer b. Hattab ve sahâbe'nin yaptıkları gibi, cemaatle kılması daha fazîletlidir. Nitekim müslümanlar, bu hâl üzere (cemaatle kılmaya) devam etmişlerdir." Nitekim Ebu Zer'den rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah - sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: 

"Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan kimseye, o geceyi bütünüyle ibâdetle geçirmiş gibi sevap yazılır."7 Allah Teâlâ en iyi bilendir.

Kaynakça:
  • 1 Buhârî, hadis no: 37. Müslim, hadis no: 759 
  • 2 Hâfız İbn-i Hacer, "Fethu'l-Bârî" 
  • 3 Kadir Sûresi: 3 
  • 4 Buhârî, hadis no: 1768. Müslim, hadis no: 1268 
  • 5 Müslim, hadis no: 1175 
  • 6 Buhârî, hadis no: 2024. Müslim, hadis no: 1174 
  • 7 Tirmizî, hadis no: 806. Elbânî, 'Sahîh-i Tirmizî'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.


Namazın İnsana Huzur Vereceği Düşüncesiyle Kılınan Namaz

Namaz Huzur
Kıldığı namazlardan huzur bulanlar; Allah’ın takdiri icabı kıldıkları namazla birlikte işleri rast gidenler; sanıyorlar ki her namaz kılanların işleri rast gider ve namaz kıldıklarında dertlerinden ve sıkıntılarından uzak kalırlar… Böyle bir şeyin olmadığını hatırlatalım… Unutmayalım ki namaz kılan bir insan;

1- (öğrenciyse) ; zayıf alabilir.
2- Sınıfta kalabilir
3- En basit bir soruyu yapamayabilir
4- Sınıfında sevilmeyebilir
5- Yakışıklı olmayabilir
6- (esnafsa) ; iflas edebilir
7- Çeki dönebilir
8- Ev ya da iş yerine hırsız girebilir
9- Sokak ortasında dövülebilir…
10- İşleri ters gidebilir
11- Hastalanabilir…
12- (Bayansa) evde kalabilir-kısmeti çıkmayabilir.

Bu maddeleri niye yazdım?... Hani olur ki size namazı anlatırlarken Allah tarafından çok özel koruma altına alınıp korunacağınız söylenmiş olabilir. Bu yüzden dünya hayatının hiçte tozpembe olmayacağını bilmenizi istedim…

Yani namaz kılmayan bir insan yapamadığı bulmaca sorusunu namaz kılarak çözemez… Örnekleri çoğaltmak mümkün… Kısacası namaz kılan bir insan huzurlu olmaya adaydır… Özellikle de bilinçli kılıyorsa Allah ile arasında sıcak bir iletişim olur. Bu iletişim, zorluklar karşısında sabretmesini kolaylaştırır…

 'Kıldığım namaz huzur vermedi ' diyorsanız;

1- Size namazı nasıl anlattılar?
2- Hangi ortamda namaz kıldınız?
3- Nasıl bir psikoloji ile namaz kıldınız?

Yukarıda bahsettiğim gibi anlatmışlarsa sadece 'kendi hissettiklerinden bahsetmişler' olarak algılayın… Buna rağmen kılmışsanız ve huzur bulamamışsanız kıldığınız ortamdan da kaynaklanabileceğini hesaba katın…

1- Gürültülü bir ortamda kılınan namaz tat vermez…
2- Kalabalık bir ortamda (camiiler ve namaz kılınan yerler hariç) kılınan namaz tat vermez…
3- Eğer yorgun bir halde namaza yaklaşırsanız tat alamazsınız…
4- Niçin namaz kılmanız gerektiğini bilemezseniz namazdan huzur duyamazsınız.
5- Namazla Allah'a nasıl mesaj verdiğinizi bilemezseniz namazdan tat alamazsınız
6- Namaza konsantre olamazsanız ondan zevk alamazsınız… Ve başka sebepler…

Emri geciktirmek

Sual: (Namazını, vakti girince hemen kılandan, Allahü teâlâ razı olur. Vaktinin sonunda kılanı da affeder) hadisindeki müjdeye kavuşmak yani affa uğramak için namazları hep vakitlerinin sonunda kılmam uygun değil mi?
CEVAP
Hayır, mazeretsiz geciktirmek uygun değildir. Yatsıyı gece yarısından sonraya bırakmak, akşamı yıldızlar görününceye kadar geciktirmek ve ikindiyi de mekruh vakte bırakmak tahrimen mekruhtur. Tahrimen mekruh, harama yakındır, namazların sevablarını yok eder.

Allahü teâlâ, (Namazlarını vakti girince kılanlardan razı olurum) buyuruyor. Yani vakti girince, hemen kılınmasını emrediyor. (Sonunda kılanın affolması) demek, (Namaz borcundan kurtulursa da, vaat edilen büyük sevabların çoğuna kavuşamaz) demektir.

Bu hadis-i şerifte bildirilen, afla rıza başkadır. Kusuru olan affedilir. Rıza ise, affa gerek kalmadan memnun olmak demektir. Bizim maksadımız, Allahü teâlânın rızasını kazanmak olmalıdır. Herhangi bir şekilde günahları affolup Allahü teâlânın rızasına kavuşan da kurtulur.

Saygı duyduğumuz bir büyüğümüz, bizi çağırsa, hemen gitsek mi uygun olur, yoksa sağda solda oyalanıp ondan sonra mı gitsek uygun olur? Elbette emri hemen yerine getirmek daha uygundur. Allahü teâlânın (Namaz kılın) emrini geciktirmemeli, ilk fırsatta kılmalı. Büyüklerimiz, (Namaza mâni olan işte hayır yoktur) buyuruyorlar. Hiçbir işimiz namaza mâni olmamalıdır.

Gayrimüslime sadaka vermek
Sual: Gayrimüslimlere zekât verilmediği gibi, sadaka da vermek caiz değil mi?
CEVAP
Evet, Bahr kitabında, caiz olmadığı bildirilmektedir. (İslâm Ahlakı)

Ancak Müslümanların, iyiliksever ve cömert kimseler olduğunu göstermek ve İslamiyet’i tanıtmak, emri maruf yapmak niyetiyle onlara sadaka verilebilir ve iyilik edilebilir.

| 06:57 Unknown 0 yorum

Eş Baskısıyla Kılınan Namaz

müslüman eş namaz
Eş baskısıyla kılınan namaz bir üst başlıkta açıklamaya çalıştığımız gibi Allah'ın razı olmadığı namazlardan biridir… Daha çok bayanların eşleri tarafından namaz için tehdit edildikleri görülür… Bir bayanın namaz kılmaması eşini üzer kuşkusuz… Namaz kılan bir eş şu psikolojidedir:
 'Allah'ın sevmediği, değer vermediği bir insana ben ne diye değer vereyim! Ben ailemden sorumluyum. Yarın bana sorulur. Namaz kılmayan bir insan diğer ibadetlerinde de tavizler verecektir kuşkusuz… Ailedeki diğer fertler üzerinde de olumsuz tesir yapacağından oldukça sıkıntılı günler geçecektir…

Namaz kılmayan bir eş evde gizli bir düşman olarak görülür. Bir an önce namaza başlaması istenir. Niçin namaz kılmadığı araştırılmadan, tatlı bir dille ikna edilmeye çalışmadan, ailenin diğer fertlerinden destek talebinde bulunmadan, namaz kılanların ve kılmayanların Allah katındaki konumları anlatmadan hemen namaz kılması istenir…

Eşinin hatırı için namaz kılmaya başlayan bir insan ikilem ara sında kalacaktır… Eş baskısı sonucu kılınan namaz sıkıntı vereceğinden her iki tarafın da rızası kazanılamamış olacaktır… Geçenlerde Diyarbakır'dan bir okuyucu aradı:

_ Feyzullah abi eşim namaz kılmıyor. Bu beni çok üzüyor… Ne yapmamı tavsiye edersiniz? Dedi.

Aramızda şu konuşma geçti;

> _ Evlendiğinizde namaz kılıyor muydunuz? 
_ Hayır, abi ikimiz de kılmıyorduk.
_ Eşiniz sizi seviyor mu? 
_ Seviyor abi…
_ İşin kolay o zaman… 
_ Nasıl abi? 
_ Ona Allahın vermiş olduğu ikramlardan bahset. Eşinin Allah'a karşı mahcup olmasını sağla… Ve bir süre sabret… Namazla Allah'a teşekkür edilmesinden bahset… Birkaç tavsiyede bulunduktan sonra telefonu kapadık…

Baskı sonucu namaz kılan bir insan ilerisi için ümitsiz olur… Hiçbir zaman gönülden namaz kılamayacağı kanaatine varır… Şöyle birkaç misal verelim… Herhangi bir yörenin en meşhur yemeğinin hazır olduğu bir sofraya davet ediliyorsunuz… Ama karnınız tıka basa dolu… Yoğun bir ısrar sonucu sofraya oturup birkaç kaşık alıyorsunuz… Sofraya aç oturan bir insanın alacağı lezzeti almanız imkânsızdır… Söz konusu olan yemek sizin için oldukça sıradan bir yemek türü olarak kalacak hafızalarınızda…

Namaz böyledir… Üşenerek kılınan namaz ciddi bir yorgunluk ve sıkıntı verir… Hayatı çekilmez kılar… İlerisi için ümitsizlik baş gösterir ve devam edeceğimi zannetmiyorum diyerek bırakılır… Eşi tarafından baskı altında olanlara şunları tavsiye ederim:

1- Eşinizden zaman isteyin
2- Niçin namaz kılmanız gerektiğini iyi araştırın
3- Namaz kılanlarla beraber olun bir süre
4- Kendi cennetinizi düşünün
5- Eşinize karşı cephe almayın

Beş vakit namaz kılmamanın günahı

Sual: Namaz kılmak ibadet yani sevap olduğuna göre, sevabı her gün işlemek yerine, müsait olduğum zamanlar veya emekli olunca kılsam ne mahzuru vardır? Orucu da, her yıl belli ayda değil, emekli olunca hepsini tutsam ne mahzuru olur? Sonuçta bunların hesabını ben vereceğime göre, sevap işlemeyi geciktirmem veya hiç işlememem niye günah oluyor ki?
CEVAP
Namaz kılmayan çok kimse, namaz kılmayı, sadece sevab zannediyor. Namaz kılmamak, en büyük günahlardan biridir. İçki içmekten de daha büyük günahtır.

Emekli olunca, namazların ve oruçların kazalarını ödese bile, geciktirdiği için haram işlemiş olur. Bir de, bir ibadeti zamanında yapmakla, kazasını ödemek arasında sevap bakımından dağlar kadar fark vardır. Bir hadis-i şerif meali:

(Ramazanda bir gün oruç tutmayan, onun yerine bütün yıl oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz.) [Tirmizî]

Namaz da oruç gibi vakitli ibadettir. Vaktinde kılmak gerekir. Bir vakit namazı kazaya bırakmak, çok büyük günahtır. Kaza edilse bile günahı affolmaz. Ayrıca tevbe etmek gerekir.

Emekli olacağı ve emekli olunca kaza etme imkânı olacağı garanti olsa bile, emekli iken kazalarını ödeyebilen, sadece farz borcundan kurtulur, ama namazdan ve oruçtan hâsıl olacak büyük sevaba kavuşamaz. Farzı geciktirme cezası da affolmaz. Kurban kesmeyip kazasını yapan, yani değerini sonra veren kimse de, sadece azaptan kurtulur, kurban kesme sevabına kavuşamaz.

Namazı, kazaya bırakmak büyük günah olduğu gibi, kazasını geciktirmek de büyük günahtır. Bu büyük günah, kaza kılacak kadar zaman geçince, bir misli artar. Kaza etmeyi geciktirince de, tevbe etmek farz olur.

(Hesabını ben vereceğim) demek de çok yanlıştır. Hiç namaz kılmayan hatta iman etmeyen kimse de, (Nasıl olsa hesabını ben vereceğim) diyebilir. İçki içen de, diğer günahları yapan da, oruç tutmayan da aynı şeyi söyleyebilir. Neticede zararı kendine olur. Allahü teâlânın emirlerini zamanında yapmak ve yasak ettiklerinden de, her zaman kaçmak gerekir.

Bir iş için yaratılmak
Sual: İyi bir terzi için, (Allahü teâlâ bu kimseyi sanki terzilik yapması için yaratmış) demek caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Terzilik kabiliyeti vermiş demektir.

| 07:10 Unknown 0 yorum

Müslüman, namazı boykot etmeyi nasıl düşünür?

Sual: Bir arkadaşa, niçin namaz kılmadığını sordum. (Hazret-i Ali camide namaz kılarken öldürüldüğü için, biz camiyi de, namazı da boykot ettik) dedi. Bu boykotta bir mantık var mıdır?
CEVAP
Hazret-i Ali, evinde su içerken şehit edilseydi, eve girmeyecek ve su içmeyecek miydik? Nitekim mübarek oğlu Hazret-i Hasan evinde yemek yiyip su içerken, yemeğine zehir konarak şehit edilmiştir. Burada evin, yemeğin ve suyun suçu nedir? Ev, yemek ve su boykot edilir mi? Camiyi ve namazı boykot etmenin bundan farkı nedir?

Kur'an-ı kerimde namaz, bütün Müslümanlara emredildiği için Hazret-i Ali de, çocukları da namaz kılmıştır. Ehl-i beytten ve 12 imamdan, hiç namazı boykot eden olmadığı gibi, Hazret-i Fatma’nın soyundan gelen seyyidlerden ve şeriflerden, namazı boykot eden de olmamıştır. Boykot edilmesi gerekseydi, önce kendi çocukları ve torunları boykot ederdi. Hazret-i Ali'yi sevenin, onun sevdiği camiyi, namazı, orucu ve dinimizin diğer emirlerini sevmesi lazımdır. Seven insan, sevdiğinin yolunda gider. Hazret-i Ali'nin severek yaptığı şeyleri yapmamak, onu sevmek midir, yoksa ona düşmanlık mıdır?

Tahkik eden mezhepsiz
Sual: Bir kimse, (Mezhebe körü körüne uymam, taklit değil tahkik ederim, doğru olanlarına uyarım) dese, bu kimse mezhepsiz olur mu?
CEVAP
Mezhepsizlik zaten budur. Günümüzde âyet-i kerimeden ve hadis-i şeriften kendi anladığına uyup, mezhebine uymayan kimse, mezhepsizdir. Bir mezhebi beğenmeyerek ondan çıkmak, Selef-i sâlihini cahil bilmek, beğenmemek olur. Buna da âlimlerimiz küfür demişlerdir.

(Es-Savi) tefsirinde, Kehf sûresinin 24. âyetinin tefsirinin haşiyesinde buyuruluyor ki:

Dört mezhepten olmayan kimsenin sözü, sahih olan hadis-i şerife yahut âyet-i kerimeye uygun görünse de, buna uymak caiz değildir. Dört mezhepten birinde olmayan kimse, Ehl-i sünnet olamaz. Başkalarını da, hak yoldan ayırır. Dört mezhepten ayrılmak küfre kadar gider. (Hidayet-ül-muvaffıkîn s. 65)

| 04:03 Unknown 0 yorum

Namaz Nasıl Kılınır ? 5 Vakit Namaz Nasıl Kılınır ?

namaz kılmak
Namazlar farz,sünnet, müstehab  ve vacip kısımlarına ayrılmakta ve ikişer, üçer, dörder rekatlı bulunmaktadır. Eski diyanet işleri başkanı Ömer Nasuhi Bilmen hoca, işte bu namazların farzlarına, vaciblerine, sünnetlerine ve adab ölçülerine uyarak şöyle kılınmasını söyler;

1) Sabah Namazı


  Sabah namazı 4 rekattır. Sırasıyla 2 rekat sünnet 2 rekat farz çeklindedir. Sabah namazının iki rekat sünnetini kılmak için: "Niyet ettim bugünkü sabah namazının sünnetini kılmaya", diye niyet edilir. Hemen eller yukarıya kaldırılıp "Allahu Ekber" diye tekbir alınır. Ondan sonra eller bağlanır ve "Sübhaneke allahümme ve bihamdike ve tebarekesmüke ve tealâ ceddüke ve la ilahe gayrük" okunur. Arkasından"Eûzübillahimineşşeytani'r-racim Bismillahirrahmanirrahim" diyerek eûzü besmele çekilip Fatiha suresi okunur sonra "Amin" denir ve bir mikdar daha Kur'an okunur (En az bir sure ya da en az 3 kısa ayet veya 3 kısa ayete denk tek bir ayettir). Arkasından "Allahu Ekber" deyip rükuya varılır. Bu halde en az üç defa "Sübhane Rabbiye'l-Azim" denir. Sonra "Semiallahülimen hamideh" denilerek ayağa kalkılır. Ayakta "Allahumme rabbena ve lekelhamd" denilir (Rüku ile secde arasındaki doğruluşa kavme denir ki, bu halde eller yanlara salınır.). Ondan sonra "Allahu Ekber" diyerek secdeye varılır. Secde halinde de üç defa "Sübhane Rabbiyel'alâ" denir. Sonra "Allahu Ekber" denilerek kalkılır ve dizler üzerine oturulur ve bir tesbih miktarı durulur. Yine "Allahu Ekber" denilerek ikinci secdeye varılır. Bunda da üç defa "Sübhane Rabbiyel'alâ" denilir. Bununla bir rekat bitmiş olur.

  Bu ikinci secde arkasından "Allahu Ekber" denilerek ikinci rekata kalkılır. Tam ayakta iken yalnız besmele çekilir. Fatiha suresi ve bir mikdar daha Kur'an okunur. Birinci rekatta olduğu gibi, rüku ve secde yapılır. İkinci secdeden sonra oturulur ki, buna "Ka'de = Oturuş" denir. Burada "Ettehiyyatü lillâhî ve Allahumme Salli ve Barik, Rabbena atina" diyerek dualar sonuna kadar okunur. Sonra "Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah" diyerek sağ tarafa ve yine "Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah" diyerek sol tarafa selam verilir. Böylece iki rekatlı namaz bitmiş olur.

  Bütün bu tekbirler, tesbihler ve kıraatlar, yalnız namaz kılanın işitebileceği bir sesle gizlice yapılır.

  Sabah Namazının iki rekât Farzına gelince: Önce yalnız erkeklere mahsus olmak üzere ikamet getirilir. Sonra "Bugünkü sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet edilir. Eller kaldırılarak "Allahu Ekber" diye namaza başlanıp eller bağlanır. Sabah namazının sünnetinde bildirildiği gibi iki rekat kılınır ve tamamlanmış olur. Yalnız sabah namazlarının farzlarında Fatiha'dan sonra biraz fazla Kur'an okunması sünnettir. Bu sünnetin en az derecesi kırk ayettir. Bununla beraber üç kısa ayet de okunması caizdir. Vaktin çıkmasından korkulduğu zaman az ayet okunur. Öyle ki, yalnız Fatiha ile veya birkaç ayet ile yetinilir.

  Yalnız başına bu sabah namazının farzını kılan kimse, tekbirleri ve "Semiallahu limen hamideh" cümlesini, Fatiha'yı ve ekleyeceği ayetleri aşikare olarak okuyabilir.

Namazda yapılan tesbihatler ve anlamlarına sitemizden ulaşabilirsiniz.

2) Öğle Namazı


Öğle namazı 10 rekattır. Sırasıyla ilk sünnet 4 rekat, farz 4 rekat ve son sünnet 2 rekattır. Öğle namazının ilk dört rekat sünnetinin evvelki iki rekatı, tam sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Yalnız bunda niyet "Bugünkü öğle namazının ilk sünnetine" diye yapılır. Bir de bunda ikinci rekattan sonraki oturuş, son oturuş değil, birinci oturuş (ka'de) olduğundan bu oturuşta yalnız "Tahiyyat" okunur. Sonra "Allahu Ekber" deyip ayağa kalkılır. Yalnız besmele, Fatiha ve bir mikdar da Kur'an okunarak yukarda bildirildiği şekilde, rükû ve secde yapılır. Ondan sonra dördüncü rekat için "Allahu Ekber" denilerek ayağa kalkılır. Bunda da yalnız besmele ile Fatiha ve bir mikdar da Kur'an okunarak yine bildirildiği gibi, rükû ve secdelere varılır. Sonra oturulur; bu oturuş son ka'dedir. Bunda da Tahiyyat okunduktan sonra, Salli ve Barik, Rabbena atina duaları tamamen okunup, yazdığımız şekilde, iki tarafa selam verilir. Böylece bu dört rekat sünnet kılınmış olur.

Öğle Namazının Dört Rekat Farzına Gelince: Sünnetten sonra namaza aykırı bir iş yapmadan ayağa kalkılır. İkamet getirilir. O günkü öğle namazının farzını kılmaya niyet edilir. Eller yukarıya kaldırılarak "Allahu Ekber" diye tekbir alınır. İlk iki rekatı sabah namazının iki rekat farzı gibi kılınır. Ancak bu iki rekattan sonraki oturuş, birinci ka'de olduğundan bunda yalnız "Tahiyyat" okunur. Ondan sonra "Allahu Ekber" denilerek üçüncü rekata kalkılır. Yalnız Besmele ile Fatiha okunur. Anlatıldığı gibi rükû ve secdelere varılır. Sonra "Allahu Ekber" diyerek dördüncü rekata kalkılır. Besmele ile yalnız Fatiha suresi okunarak rükû ve secdelere gidilir. Sonra oturulur. Bu oturuş son ka'dedir. Bunda "Tahiyyat" okunduktan sonra"Salli ve Barik, Rabbenâ âtinâ" duaları okunur ve iki tarafa selam verilir. Böylece öğlenin farzı bitmiş olur.

Öğlenin farzında okunacak ayetler, sabah namazında okunacak mikdardan daha az olur.

Öğlenin Son İki Rekat Sünnetine Gelince: Bu da, "Bugünkü öğle namazının son sünnetini kılmaya" diye niyet edilip tamamen sabah namazının sünneti gibi kılınır. Bu son sünneti dört rekat kılmak müstahabdır. O zaman ya her iki rekatta bir selam verilir veya dört rekatın sonunda selam verilir. Dört rekat sorumda selam verilince, ilk oturuşta yalnız "Rabbena atina" duası okunmaz. Üçüncü rekat için tekbir alınarak ayağa kalkınca yine "Sübhaneke" okunur. Sonra bu son iki rekat evvelki iki rekat gibi kılınır.

Yalnız başına namaz kılan kimse, öğle namazlarının hem sünnetlerinde, hem de farzında kıraati, tekbirleri, tesbih ve tahmidleri gizlice yapar.

3) İkindi Namazı


İkindi namazı 8 rekattır. Sırasıyla 4rekat sünnet 4 rekat farz şeklindedir. İkindi namazının dört rekat sünnetinin her iki rekatı, müstakil (iki rekatlı) namaz gibidir. Onun için bu dört rekatın her iki rekatı (şef'î) tamamen sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır.

Şöyle ki: Önce o günkü ikindi namazının sünnetini kılmaya niyet edilir. Bu namazın ilk iki rekatı bildirildiği gibi kılınınca oturulur. Bu oturuş, son oturuş demektir. Bunda "Tahiyyat ve salavatlar" okunur. Yalnız "Rabbena atina" duası okunmaz. Sonra "Allahu Ekber" diyerek üçüncü rekata kalkılır. Sübhaneke ve Eûzü Besmele'den sonra Fatiha ile bir mikdar ayet okunarak rükûya ve secdelere varılır. Ondan sonra tekbir ile dördüncü rekata kalkılarak yalnız Besmele ile Fatiha ve bir mikdar da Kur'an okunur. Sonra yine rükû ve secdelere varılır. Ondan sonra oturulur. Bu son oturuş olduğu için bunda "Tahiyyat ile Salavatlar" ve "Rabbenâ âtinâ" okunur ve iki tarafa selam verilir.

İkindi Namazının Farzına Gelince: Bu da tamamen öğle namazının farzı gibi kılınır. Yalnız niyet değişir. O günkü ikindinin farz namazını kılmaya niyet edilir.

Tek başına namaz kılan kimse, ikinci namazının sünnetini de, farzını da öğle namazı gibi gizli okuyarak kılar.

4) Akşam Namazı


Akşam namazı 5 rekattır. Sırasıyla 3 rekat farz, 2 rekat sünnettir. Akşam namazının üç rekat farzı, öğle ile ikindi namazlarının ilk üç rekat farzları gibi kılınır. Şöyle ki: O günün akşam namazının farzını kılmaya niyet edilip namaza tekbir ile başlanır. Yukarda açıklandığı üzere ilk iki rekatı kılınarak oturulur. Bu, birinci oturuştur. Bunda yalnız "Tahiyyat" okunur. Ondan sonra üçüncü rekata kalkılarak yalnız besmele ile Fatiha suresi okunur. Sonra "Allahu Ekber" denilerek rükû ve secdelere varılır. Ondan sonra oturulur ki, bu da son oturuştur. Bunda "Tahiyyat ile Salavatlar" ve "Rabbenâ âtinâ" okunur, iki tarafa selam verilir.


Akşam namazının farzında vaktin darlığından dolayı kısa sureler okunur.
Akşam Namazının Sünnetine Gelince: Bu da "Bu akşam namazının sünnetini kılmaya" diye niyet edilip tam sabah namazının sünneti gibi kılınır. Bu sünneti altı rekat olarak kılmak ise müstahabdır. Bu halde her iki rekatta bir selam vermeli ve aynı şekilde her iki rekatı kılmalıdır. Bununla beraber dört rekatında bir selam verilip ikindi namazının sünneti gibi de kılınabilir. Bu ziyade olan dört rekat namaza "Salât-ı Evvabîn" denir. Bunun çok sevabı vardır.

Tek başına akşam namazının farzını kılan kimse, onu sabah namazının farzı gibi aşikare de kılabilir.

5) Yatsı Namazı

  Yatsı namazı 13 rekattır. Sırasıyla 4 rekat ilk sünnet, 4 rekat farz, 2 rekat son sünnet ve son olarak 3 rekat vitir vacip şeklindedir.Yatsı namazının ilk dört rekat sünneti, tamamen ikindi namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Dört rekat farzı da, tamamen öğle ve ikindi namazlarının farzları gibi kılınır. İki rekat son sünnetine gelince, bu da tamamen sabah ve akşam namazlarının iki rekat sünnetleri gibi kılınır. Yalnız niyetler değişir, yatsı namazının farzına ve sünnetine niyet edilir. Yatsı namazının son sünneti de, dört rekat olarak kılınabilir. Bu halde tamamen ilk dört rekat gibi kılınır. Bununla beraber iki rekatta bir selam vermek sureti ile de kılınabilir. Bu takdirde her iki rekatın ka'desinde "Tahiyyat ile Salavatlar" ve "Rabbena atina" duası okunur. Geceleyin kılınan nafile namazlarda daha faziletli olan, böyle iki rekatta bir selam vermektir.

  Tek başına namaz kılan kimse, yatsı namazının farzını sabah namazının farzı gibi namaz surelerini sesli okuyarak da kılabilir.

6) Vitir Namazı


  Üç rekattan oluşan vitir namazı şöyle kılınır: Önce o günün vitir namazını kılmaya niyet edilir. "Allahu Ekber" denilerek namaza başlanır. Sübhaneke okunduktan sonra "Eûzü Besmele" çekilerek Fatiha okunur. Arkasından bir mikdar daha Kur'an-ı Kerîm okunur. Açıklandığı şekilde rükû ve secdelere gidilir. Sonra ikinci rekata kalkılır ve yalnız besmele ile Fatiha suresi ve bir mikdar daha Kur'an-ı Kerîm okunarak yine rükû ve secdelere varılır. Ondan sonra oturulur. Bu oturuş birinci ka'dedir. Bunda yalnız "Tahiyyat" okunur. Ondan sonra "Allahu Ekber" denilerek üçüncü rekata kalkılır. Bunda da yalnız Besmele ile Fatiha ve bir mikdar daha Kur'an-ı Kerîm okunarak daha ayakta iken eller kaldırılıp "Allahu Ekber" diye tekbir alınır. Tekrar eller bağlanıp ayakta "Kunut" duası okunur. Sonra "Allahu Ekber" diye rükû ve secdelere gidilir. Ondan sonra oturulur. Bu da son oturuşdur. Bunda da bildiğimiz gibi "Tahiyyat ile Salavatlar" ve "Rabbenâ âtinâ" duası okunarak iki tarafa selam verilir.

  İmam Şafii'ye göre, vitirde Kunut duasını okumak, ramazanın son yarısına mahsustur ve rükudan kalkınca, okunur. Şafii'lere göre vitir namazının en azı bir rekat, en çoğu da on bir rekattır.

 Abdestin nasul alınması gerektiğini buradan öğrenebilirsiniz.
 Tüm namazların kaç rekat olduğunu toplu olarak görmek için buradan yararlanabilirsiniz.